12 Mayıs 2010 Çarşamba

Odalarımız(bu başlığı tıklayın)



5 Odadan oluşan evimiz 2 katlıdır.



















Bizim Odamız: Ön tarafta, üst katta yeralan oda, yüksek tavanlıdır. İki kardeş kavgalar ettiğimiz, sırlarımızı paylaştığımız odamız sabah güneşiyle uyandırır.

Annemizin çeyizinden kalma perdeleri aralayıp, camı açtığınızda, adanın temiz havasını içinize çekerek güne zinde başlarsınız. Camdan aşağıya baktığınızda kendinizi Venedik'te Saint Marco Katedrali'nden Saint Marco Meydanı'na bakıyor sanabilirsiniz. Baktığınız meydan dikdörtgen şeklinde olup, karşınızda belki bronz bir aslan figürünün yeraldığı bir sütun yoktur ama önünüzde Tarihi Bozcaada Hamamı'nın kubbeleri, sağınızda Ratip Amcaların balkonundaki üzüm motifli kartonpiyerleri, solunuzda Göztepelerin cumbalı evi yeralır. Cibinlikli sünnet yatağım bu odada kurulmuştu. Padişah gibi hissetmek için bu oda tercih nedenidir.

Annemle Babamın Odası: Arka tarafa yani iç avluya bakan oda akşam güneşinin ışıklarının tavanda oynaştığı fettan bir odadır. Ne yazık oda içinde müstakil banyo ve tuvalet için, yüklük olarak kullanılan gömme gardolaptan vazgeçilmiştir. Bir yastıkta 44 yıl geçirdikleri annemle babamın odası, yüksek tavan ve kalın duvarları ile korunaklıdır. Meraklı iseniz Yeni Kale olarak geçen tarihi kaleyi görmek için, başınızı camdan çıkarıp, sağ tarafa bakmanız gerekir. Ablamın yatak odası takımları, çeyiz sergisinde bu odada sergilenmişti. Gelin gibi hissetmek için bu odada yatmalısınız.

Misafir Odası: 1960 ve 1970'lerden gelen bir gelenekle bizlere kapalı olan ve sadece annemin günlerinde, mübarekelerde açılan oda biz çocuklar için müze havası taşırdı. Tavanına çakılan çiviler bir zamanlar benim sallanan beşiğimi taşıdığı gibi, evimizin yarısını ısıtan soba borularını da taşırdı. Bu çiviler, "noktalı yerleri doldurun" oyunu gibi öğlen uykularında harika bir uyku ilacı idi. Ablamı bu odada istediler. Babam emekli olduğunda, dükkan yeri kiralamadan önce butiğimizin temelleri bu odada atıldı. Kendinizi misafir kadar özel, çocukların öcünü alacak kadar mutlu hissedebileceğiniz bir odadır.

Hamamlık: Yıllar önce reçellik güllerin yer aldığı mekan, sünnetimden önce banyo tuvalet ada diliyle hamamlık olarak inşaa edilmişti. Uyumak için hamam tası seslerini hayal etmek yerine asırlık kanaviçe perdeye dalabilirsiniz. Akşam güneşi kadar, iç avludan gelen mis kokulu çiçekler, denizden gelip yorgun argın yatağa attığınızda gelip beyninizi gıdıklar. Huzura ermek, merdiven çıkmadan kafa dinlemek için bu oda tercih edilebilir.

Ne buluruz?

1950 yılında yığma taş bina tarzında ve ada mimarisine gore Türk ve Rum ustalar tarafından yapılmış olan pansiyon, günümüze kadar ev olarak kullanılmıştır. İki katlı olan ev, ada merkezinde yer almakta olup, adını bir zamanlar faaliyette olan hamamdan alan Hamam Sokak içindedir. Söz konusu sokak, yüzleri birbirine bakan, sevinçlerini kapı önüne, sırlarını iç avlularına saklayan bitişik nizam şirin evlerle örülü çocuk havuzu gibi güvenli ve şefkatlidir. Arnavut kaldırımı taşlarla örülü meydan iki gizli sokakla çarşıya ve daha iç sokaklara açılır.

Evin geniş pencerelerindeki ferforjeler arasından sarkan çiçekler sevecenlikleri ile sizi iç sahanlıktan yukarıya uzanan ahşap merdivene emanet eder. Kendine has kokusu olan evin, döner merdivenin nişlerinde, adanın elektrik kesintisi olduğu yıllardaki gaz lambalarının müzevirliği, bu evde neler yaşandığına ilişkin kulağınıza küçük hikayeler üfler. Kanıt olarak duvarlardaki sararmış çeyizlik eldokuması tabloların ilmeklerini şahit tutar kendine.

Kare formdaki odalar sade döşenmiş olup, yüksek tavandaki ahşap bölmeleri ve beyaz duvarları ile içinize ferahlık verir. İşlevselliği ile ön plana çıkan gardolap ve sehpalar, odada kalıp kafanızı dinlemek istediğinizde üzerine kitaplarınızı ve okuma gözlüğünüzü, mp3 playerınızı koyacak kadar yer açar. Müstakil duş ve tuvaletleri, klimasıyla da asgari konforunuzu sağlar. Güneş enerjisi ile yaz kış sıcak su alabileceğiniz duşlarla uzun bir yoldan ziyade büyük şehrin kir ve pasını atarsınız.

Evin resepsiyon ve lobi olarak kullanılan yeri, önceleri mutfak olarak kullanıldığından sol dip köşede o yıllardan kalma bir şömine göze çarpar. Daha sonra oturma odasına çevrilen oda ile birlikte işlevsellik kazanması için gömme dolap şekline dönüştürülerek alt katında eski bir radyonun yer aldığı 2 katlı bir kitaplık olarak kullanılmıştır. Antik büfe, 1964 yılında Çanakkale'den alınmış ve el yapımıdır.

Önceki yıllarda erik ağaçları, asmalar, mandalina ağacı, sardunyalarla kaplı iç avlu, kömürlük ve beyaz ligorin tavukların yeraldığı kümes olarak kullanılmıştır.